Serveti fünun edebiyatında osmanlı yönetimi baskısının edebi eserlere etkisi hakkında bilgi.
Servet-i Fünûncular, II. Abdülhamit’in başında bulunduğu “isdibdat döneminin” bunalımlı havasını solumuşlardır. II. Abdülhamit’ten ve onun yönetiminden nefret etmişlerdir. Baskıcı olarak nitelendirilen yönetim biçiminden çok etkilenmişlerdir. Bu yönetim biçiminin, devleti koruma adına özgürlükleri kısıtlama anlayışı, genç sanatçıların ruhunda önemli yaralar açmıştır. Onları bunalıma sürüklemiştir, istanbul onları sıkmış, bunaltmıştır. Bu bunalımlardan kurtulmak için İngilizlerin sömürgesi olan Yeni Zelanda’ya göçmen olarak gitmek, oraya yerleşmek hayalleriyle avunmuşlardır. Bunun gerçekleşmeyeceğini anlayınca da arkadaşları olan Hüseyin Kâzım’ın, Manisa’nın Sarıçam köyündeki çiftliğine bir köşk yaparak orada yaşamak istemişlerdir.
Servet-i Fünûn sanatçıları
nın çoğu, ruhen birbirlerine yakın, içe kapanık, gelecek konusunda karamsar, ağırlaşan siyasi şartlar karşısında bıkkın, doğrudan bir mücadeleyi göze alamayacak kadar çekingen insanlardı.
Bu dönemde her türlü yayın büyük bir kontrol, basın sıkı bir sansür altında idi. Baskı ve yasaklar onları yıldırıyordu. Bu bakımdan, Servet-i Fünûn sanatçıları siyasetten uzak durdular.
Ayrıca bakınız->
Servet-i Fünûn (Edebiyat-ı Cedide) Oluşumu ve Dağılması (1896-1901)
Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) Genel Özellikleri:
Recaizade Mahmut Ekrem
'in önderliğinde Servet-i Funun Dergisi etrafında toplanan bazı gençler
Tevfik Fikret
'in derginin başına getirilmesiyle edebi bir topluluk özelliği kazanır.
Sonraları
Cenap Şahabettin
,
Mehmet Rauf
,
Hüseyin Cahit Yalçın
, Celal Sahir Erozan, Ali Ekrem Bolayır,
Halit Ziya Uşaklıgil
'in katılımıyla genişler.
Devlet yönetiminin baskıcılığını bahane ederek toplumsal konulara eğilmediler.
Fransız edebiyatından etkilendiler.
Aruz
başarıyla ölçüsü kullanılmıştır.(Sadece Tevfik Fikret “Şermin” adlı eserini
hece ölçüsü
yle yazmıştır.)
Hep uzak ülkelere gitme hayaliyle yaşadılar.
Sanat, sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar.
Nazım (şiir) nesre (düz yazı) yaklaştırılmıştır. Konu bütünlüğüne önem verilmiştir.(bkz.
Mensur Şiir
)
Batı’dan
sone
ve
terza-rima
gibi yeni
nazım şekilleri
alınmıştır.
Roman dalında Halit Ziya oldukça başarılı eserler vermiştir.
Şiirde
parnasizm
ve
sembolizm
den etkilenmişlerdir.