Yazarlara göre romanın tanımı nedir?
Romanın tanımı, her yazarın sanat anlayışına, yaşadığı döneme ve edebiyat görüşüne göre farklılık gösterir. Aşağıda bazı önemli yazar ve eleştirmenlerin roman tanımlarını bulabilirsiniz:
1. Cervantes
Modern romanın kurucusu sayılan Cervantes’e göre roman, “hayatın taklidi”dir. Don Kişot’ta günlük hayatı, insan zaaflarını ve toplum düzenini mizahi ve gerçekçi bir şekilde yansıtmıştır.
2. Stendhal
Stendhal, romanı şöyle tanımlar:
“Roman, yol boyunca gezdirilen bir aynadır.”
Yani roman, toplumun gerçeklerini, iyi ve kötü yanlarını, olduğu gibi gösteren bir araçtır.
3. Balzac
Balzac’a göre roman, “bir toplumun tarihidir.” Onun “İnsanlık Komedyası” adlı dev eseri, 19. yüzyıl Fransız toplumunun panoramasıdır.
4. Tolstoy
Tolstoy için roman, “insan ruhunun ve yaşamın tüm yönlerinin araştırıldığı bir laboratuvardır.” Savaş ve Barış, yalnızca olayların değil, insanın iç dünyasının da destansı bir yansımasıdır.
5. Flaubert
Flaubert’e göre roman, “nesnel bir sanat eseridir.” Ona göre romancı, kendi duygularını araya katmadan olguları tarafsızca aktarmalıdır.
6. Ahmet Hamdi Tanpınar
Tanpınar, romanı “insan ve zaman arasındaki ilişkiyi kavrama sanatı” olarak görür. Ona göre roman, bireyin iç dünyası ile toplumsal değişimi birlikte ele almalıdır.
7. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yakup Kadri, romanı bir “toplum aynası” olarak değerlendirir. Özellikle Yaban adlı romanında, aydın ile halk arasındaki mesafeyi göstermeyi amaçlamıştır.
Özetle:
Roman, kimi yazara göre bir “ayna” (Stendhal), kimi için bir “tarih” (Balzac), kimine göre “hayatın taklidi” (Cervantes), kimine göre ise “insan ruhunun laboratuvarı”dır (Tolstoy). Türk edebiyatında da hem bireyi hem toplumu yansıtan bir sanat dalı olarak tanımlanmıştır.